Canlı Radyo     |     Slow Türk Dinle
 
 
 

Radyolar, modülasyon türleri ve dalga boyları

Radyo alıcıları ile radyo vericileri arasında iletişimin gerçekleşmesi için radyo yayınının uluslararası standartlarla tanımlanmış modülasyonlarda ve frekanslarda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Radyo yayınının gerçekleştirilmesi için herkes kendi istediği herhangi bir yaklaşımı kullanabilir, bunda teknik bir engel yoktur. Ancak teknik engel bulunmayışı, herkesin kafasına göre takılmasını haklı kılacak bir sonuç doğurmaz. Hemen her yaygın kullanılan aygıtta olduğu gibi, radyolarda da uluslararası standart tanımlamalar gerçekleştirilmiştir. Alıcıya baktığımızda radyo dalga türlerinin birbirlerinden kopuk frekans aralıklarıyla belirtildiğini görürüz. Bu tamamen standartların tanımlamalarından kaynaklanmatadır. Aralardaki frekanslarda yayın yapmak teknik olarak mümkün olmakla birlikte, standartlara aykırı olacağı için, alıcılar o yayını alamayacaklardır. Bu durum aynı zamanda radyo alıcılarında listelenmeyen frekansların özel amaçlarla kullanılmasına da olanak vermiştir. Bu özel amaçlar arasında polis iletişimi, ordu iletişimi, orman yangınları ile mücadele ekiplerinin iletişimi vb. sayılabilir.

Genlik modülasyonlu yayınlar

Radyo yayınlarında ilk yaygın yaklaşım genlik modülasyonu (amplitude modulation) idi. Genlik modülasyonunda ses verileri radyo dalgalarına giydirilirken sesin genliğindeki değişimin kaydedilmesi yöntemi kullanılmaktadır. Genlik modülasyonu yönteminde ses, çok geniş bir nota aralığında kaydedilemez. Bu yüzden genlik modülasyonlu yayınlarda müzik yayını tercih edilmemektedir. Bu tür yayınlar, hava durumu duyuruları (örneğin balıkçılar ve çiftçiler için), güvenlik duyurularının gerçekleştirilmesi, haber yayını, spor karşılaşmalarının aktarılması gibi durumlarda tercih edilebilirler. Genlik modülasyonlu yayınlar, frekans modülasyonlu (FM) yayınlardan çok daha uzak mesafelere gidebilirler. Bu yüzden veri ve bilgi aktarımının ses kalitesinden daha önemli olduğu alanlarda daha kullanışlıdırlar.

Genlik modülasyonlu yayınlarda dalga boyu üç sınıfa ayrılmıştır. Bunlar uzun dalga (long wave), orta dalga (middle wave) ve kısa dalgadır (short wave). Frekans yükseldikçe dalga boyu kısalmaktadır. Bu yüzden daha kısa dalga boylu yayınlar daha uzak mesafelere gidebilmektedirler. Buna göre kısa dalga en geniş kapsama alanını sunmaktadır. Kısa dalga yayınlarda bir başka önemli olgu ise radyo dalgalarının atmosferde iyonosfer tabakasına çarparak geri dönmesi sonucu çok uzaklara yayın ulaştırılabiliyor olmasıdır. Burada ilgi çekici olabilecek durumu bir örnekle açıklamak mümkün olabilir. Örneğin İzmir merkezli yayın yapana bir kısa dalga radyo vericisinin yayını karasal yükseklikte Denizli'ye kadar ulaşabiliyorken (kent adları tamamen örnek olarak belirtilmektedir, gerçekler farklıdır) ve Ankara'ya ulaşamıyorken, iyonosfer tabakasından yansıyan dalgalar aracılığı ile Bakü'de dinlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu yüzden doğru bir planlama ile, kısa dalga yayın üzerinden kıtalar arası yayın yapmak mümkün olabilmektedir. Genlik modülasyonlu yayınlar 20. yüzyıla damgalarını vurmuşlardır.

Frekans modülasyonlu yayınlar

20. yüyzyılın son dönemlerinde radyonun müzik dinleme amacıyla yaygın kullanıldığına tanık olundu. Bu dönüşümde, frekans modülasyonu (frequency modulation) teknolojisinin gelişmesi etkili oldu. Frekans modülasyonunda sesin radyo dalgasına giydirilmesi, sesin frekansındaki değişime göre gerçekleştirilmektedir. Bu tür yayınlarda ses kalitesi çok iyi korunabilmektedir. Müzik yayını tatmin edici düzeydedir. Kısaca FM bandı denen bu frekans aralığı, ortaya çıkan reklam ve pazarlama potansiyelinin büyüklüğü sebebiyle çok büyük bir ticari değer kazanmıştır. FM bandındaki yayınların genlik modülayonlu yayınlarla kıyaslandığında görülen en büyük handikap, FM yayınlarının yayın mesafelerinin kısa oluşudur. Bu tür vericilerin yayınları çoğunlukla bir kent alanını ancak kaplamaktadır. İyonosfer tabakası vb. havaküre bileşenlerinden yansıma yaparak dinlenebilmeleri söz konusu değildir.